
Düşünsenize bir market poşetin doğada çözülmesi için 500 veya 1000 yıla ihtiyaç var, hal böyle olunca dünyamız hızla kirleniyor ve her geçen gün nefes almamız biraz daha zorlaşıyor.
Oysa biz çocukken poşet yerine file ve kâğıt torbalar vardı pencerelerimiz ahşaptandı ve dünyamızda yaşlanmak o zamanlar daha güzel ve güvenliydi sonra birileri hayatımızı kolaylaştırsın diye plastik denilen maddeyi buldu şimdilerde o plastikten nasıl kurtulabiliriz diye uğraşıyoruz. Bu saatten sonra ne yaparsanız yapın o plastik hayatımızdan asla çıkmayacaktır, hatta çok güvenli gördüğümüz denizlerimizden çıkan balıklar bile bu plastikten en az bizler kadar etkileniyorlarmış nasıl olur demeyin insan bu tüketme konusunda üstüne yoktur son olarak bu sadece bizde değil Dünyanın birçok ülkesinin en önemli sorunlarından bir tanesi diyebiliriz.
Atık yönetmeliği diye bir şey duydunuz mu? İşte bu atık yönetmeliği diğerleri gibi akşamdan sabaha ben yaptım oldu düşüncesi ile kurgulanmış ve sadece ‘’MIŞ’’ gibi yapılan bir kanun maddesi. Sorun sadece marketlerde kullanılan poşetler diye düşünebilirsiniz lakin işletmelerdeki kullanılan Streç, Balonlu naylon, Ürün ambalajı gibi atıkları düşününce market poşetleri en masum kalanı diyebiliriz.
Hazır konu market poşetlerine gelmişken ben Pazar neşesi tadında aklımdakileri yazıp konuyu bağlayayım diyorum, düşünsenize eskiden çöp poşeti yerine marketten bolca poşet alır çöp poşetine para vermezdik hatta kasiyer poşet vermek istemediğinde kendi kendimize hayıflanır sanki babasının poşeti derdik sonra bir yasa tasarı ile market poşetleri 0,25 kuruş olarak hayatımızdaki yerini aldı ve bu sefer işler tam tersine döndü.
-Efendim poşet ister misiniz? Evet lütfen 1 tane alalım.
-1 tane Yeter mi efendim? Yeter, yeter zaten ev şurası…
Sonra hayatımıza Covıd-19 girdi derken yasaklar başladı ve Ülkemizi yöneten üst akıl yakın mesafedeki market ve alışveriş yerlerine insanlar gidebilir ama hafta sonları evden çıkmak yasak diye yönetmelik getirdi. İşte ne olduysa tam da ondan sonra oldu.
-Kim derdi 0,25 kuruş market poşeti schengen vizesi kadar kıymetli alacak diye.
Evin balkonunda çayımı yudumlarken sokağı seyrediyorum marketten satın almak istemediğimiz o poşetler neredeyse Paris’in en pahalı çantası olan Hermes kadar kıymetlenmiş. Eline poşeti alan sevdiğini koluna takmış market, market geziyor. Anlamadığım böyle olunca virüsün kafası karışıyor ve bulaşıcılığını mı yitiriyor?
Ülkemizde yasak anlayışı dünden bugüne biraz farklı bir anlayışla işliyor, ‘’Yasaklar niçin var, Tabii ki delmek için’’ Cuma ve Pazar günleri market fişlerine bakın Pazar günü ziyaret sayısı daha fazla o zaman yasaklar gerçekten delmek için mi var? Son olarak tüm ülkeye baktığınızda eşitlik ilkesi tamamen ihlal ediliyor ve ben yaptım oldu misali kabullendik yani yapanın yanına kar kalıyor.
Neymiş komşu komşunun market poşetine muhtaçmış.
Sağlıklı günlerde sevgiyle kalın…